![]() |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||
Sinemaforum.net Reklam |
|
|
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Baktımki sitede bir eksiklik var ve bu eksiklik adminlere bildirilmesine rağmen hiç bir faliyet gösterilmediği için bu bölümü ben açmaya karar verdim
------- Başlıktanda anlaşıldığı gibi bu bölümde kitaplarla ilgili haberler en son çıkan kitaplar,okuduğunuz kitaplar, yorumlar,kitaplar hakkındaki yazı ve makaleler paylaşılcak ------------ BAŞLIYORUM ------- Öncelikle türkiyenin tek online ve ücretsiz yayın evini paylaşmak istiyorum[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Gorebilir.. ]Bu sitede ücretsiz yayınlanan E kitaplar,romanlar,denemeler bulunmaktadır.Siteye basit bir üyelik işleminden sonra kitap indirme işlemini yapabiliyorsunuz..Beğendiğiniz kitapları tanıtımlarını okuyup tamamını indirme işlemini yaparak elde edebiliyorsunuz Bu işlem tamamen yasal olup yazarların bilgileri doğrultusunda yapılmıştır ------------------------------------------------------ EN YENİ KİTAPLAR - Dorotea'nın Şarkısı Rosa Regas Can Yayınları Aurelia, kırevinde yaşayan felçli babası için bir bakıcı tutar. Bu gizemli ve anlaşılması zor kadın, Aurelia'nın kendini, amaçlarını sorgulamasına, iç dünyasıyla yüzleşmesine neden olur. İspanyol yazar Rosa Regas, Aurelia'nın iç sesi ve bilinç akışıyla okuru, kadın ruhunun gizemli noktalarına götürüyor. ------ Madame Curie Barbara Goldsmith Remzi Kitabevi 20. yüzyılın başında kendini bilime adayan ve siyasal mücadelelerde tavır almaya cesaret eden Marie Curie, efsane bir isim olarak hâlâ ününü koruyor. Barbara Goldsmith de bu dahi kadının hayatını kaleme aldığı Madame Curie-Saplantılı Deha adlı kitabıyla 2006 yılında Amerikan Fizik Derneği Büyük Ödülü'nü aldı. ------- Her yer Kerbela Sadık Yalnızuçanlar Kapı Yayınları Hz. Hüseyin'in, İslam'ın kurucu ilkeleri uğruna canını verdiği Kerbela'da yaşananlar, tarihi yönleriyle ele alınıyor. Seyyid Hüseyin Nasr'dan Abdulkerim Süruş'a, Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak'tan Reha Çamuroğlu'na Hüseyin Hatemi'den Selahattin Özgündüz'e kadar pek çok uzmanla yapılan söyleşiler, Kerbela olaylarını canlı tutmayı amaçlıyor. ------ Modern Çağda Sanat Amy Dempsey Akbank Kültür ve Sanat Yayınları Modern sanatın rehber kitaplarından kabul edilen Modern Çağda Sanat, Doç. Dr. Hasan Bülent Kahraman'ın danışmanlığında ve Osman Akınhay'ın çevirisiyle yayınlandı. Dempsey, 300 üslup, ekol ve hareketi bir araya getirip; resim, heykel, mimari ve tasarım alanlarında kayda değer gelişmelerin bir tablosunu çiziyor. ------- Aydınlanma Maureen Freely Metis Babası 1960'larda Robert Kolej'de fizik öğretmenliği yapan Amerikalı bir gazeteci, uzun yıllardan sonra tekrar İstanbul'a gelir. Film yapımcısı eşi ve beş yaşındaki oğlu JFK Havaalanı'nda kaybolan Jeannie'nin isteğiyle de bu kayboluş hikâyesini araştırmaya başlar. Romanda, Jeannie'nin günlükleri aracılığıyla Türkiye'nin 1970'lerden bu yana geçirdiği sosyo-politik değişim anlatılıyor. ----- Anneme Mektup Waris Dirie Bilge Kültür Sanat Göçmen bir ailenin kızı olarak Somali çölünde dünyaya gelen Waris Dirie, beş yaşında sünnet edilir, 13 yaşındayken 61 yaşında bir adamla evlandirilmek istenir. Kaçmayı başaran Waris, bir akrabasıyla İngiltere'ye gider ve ünlü bir manken olur. 1997'den sonra kendini 'kadın sünnetiyle mücadele'ye adar. Waris Dirie, bu kitabında annesine duyduğu sevgiyi anlatıyor. ----- Son Sadrazam Osman Koloğlu Doğan Kitap Son Osmanlı sadrazamı Ahmet Tevfik Paşa'nın yaşam öyküsü, sadece önemli bir devlet adamının değil Osmanlı İmparatorluğu'ndan genç Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan fırtınalı dönemi de anlatıyor. Osman Koloğlu, yakından tanıdığı Tevfik Paşa ailesini ve Ahmet Tevfik Paşa'nın renkli yaşamını kaleme alırken, geri planda da Türkiye'nin dönüşüm öyküsü yer alıyor. ------ İtalyan Mutfağı Capalbo-Wright- Whiteman-Boggiano Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları İtalya'ya özgü malzemeleri ve bu malzemeleri nasıl kullanacağınızı anlatan kapsamlı kitabın birinci bölümünde, pişirme ve hazırlık talimatları yer alıyor. Kitabın ikinci bölümünde de 300'den fazla yerel tarif, fotoğraflarla anlatılıyor. Yöresel çorbalar, makarna yemekleri, risottolar, balık ve deniz ürünleri, tatlılarıyla zengin İtalyan mutfağıyla tanışmak isteyenler için... ------ Yakupyan Apartmanı Alâ El Asvani Merkez Kitaplar Asvani'nin kitabı, 2002 yılında ülkesi Mısır'da yayımlandığında büyük tartışmalara yol açtı. O günden beri dünyada en çok okunan, en çok dile çevrilen Arap romanı oldu. Beyazperdeye de uyarlanan Yakupyan Apartmanı, 2006 yılı Oscar Ödülleri'nde en iyi yabancı film adayları arasında seçildi. ------ Yuvarlak Dünyanın Altı Köşesi Bülent Demirdurak Gita Yayınları Çeşitli kentleri, yaşam biçimlerini, sıkıntılarını, yemek geleneklerini anlatan Bülent Demirdurak, bir rehber ve tarafsız bir gözlemci görevini de yerine getirmiş. Demirdurak, ülkeleri hayal ederken, yaşanmışların yaşanacakların önüne geçemeyeceğini unutmamış. Yazar kitapta ayrıca hayvanlar dünyasından tanıştığı çeşitli portrelerle bir başka dünyanın yaşayanlarını da gözler önüne seriyor. ------------------------------------------------------ |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kitap haberleri.......... -------İlham perisi hapishanesi 23 Ocak 2008 ![]() Psikolojik gerilim türünün edebiyatımızdaki temsilcilerinden Hakan Bıçakcı, yeni romanı Apartman Boşluğu'nda okuru genç bir müzisyenin beste yapma sürecinde yaşadığı sarsıcı deneyime ortak ediyor. Hakan Bıçakcı, romanlarındaki korku ve gerilim öğelerini gerçeküstü figürlerden değil, gündelik hayatın herkese, hepimize ait ayrıntılarından çıkaran bir yazar. Daha önceki kitaplarında hafıza kaybı, başkasının rüyalarını görme, mekânsal yabancılaşma gibi temalar seçen ve kahramanlarını her seferinde yalnızlaşmaya, kendi içine kapanmaya mahkûm eden Bıçakcı, yeni romanı Apartman Boşluğu'nda da tarzını koruyor. Kitabın başkarakteri Arif, yalnız yaşayan, kısa bir süre önce işten çıkarılmış bir reklamcı. Fakat onun asıl ilgi alanı, bunun da ötesinde varoluş amacı, müzisyenlik. Çünkü Arif aynı zamanda, barlarda yabancı grupların bestelerini çalan bir rock grubunun vokalisti. Fakat bu genç adamın bir sıkıntısı var: O aslında başkalarının ürettiği müziği icra etmek değil, kendi yarattığı, kendi ürettiği, kendi zihninin bir parçası olan müziği insanlarla paylaşmak istiyor. Bu basit ve son derece yerinde gibi görünen istek, zamanla Arif'in iç dünyasında bir saplantıya, hayatının diğer yönlerini de etkileyecek bir takıntıya dönüşüyor. İşten çıkarılmasıyla birlikte bir anda ortaya çıkan uçsuz bucaksız zamanını en iyi şekilde değerlendirmek isteyen Arif, rahat rahat beste yapabilmek için daha geniş ve sessiz bir eve taşınıyor, yeni evinin bir odasını stüdyo haline getiriyor. Bu evin, klasik korku hikâyelerindeki perili evlerin modern bir versiyonu olduğu söylenebilir: Borulardan ve kalorifer peteklerinden sesler geliyor, eşyaların yerleri Arif'in hiçbir zaman emin olamayacağı kadar küçük oynamalarla değişiyor. Evin en sıradışı özelliği ise yatak odası duvarında bulunan, portakal büyüklüğündeki delik. Arif, eve ilk taşındığında bu deliği kapattırmayı düşünüyor, fakat bu kararını bir türlü uygulayamıyor. DELİKTEN GELEN SESLER Her şeye rağmen görünüşte bütün şartların beste yapmaya elverişli olduğu bir evde bu genç müzisyenin asıl sorunu daha da belirgin bir biçimde ortaya çıkıyor: Arif bir türlü beste yapamıyor. Çünkü zihninde melodiler eksik, ritimler eksik, şarkı sözleri eksik. Biri olmadığı zaman, diğerlerinin ortaya çıkması imkânsızlaşıyor. İşte tam bu sırada imdadına duvardaki delik yetişiyor: Delikten gelen yarı melodik, tuhaf sesler Arif'e ilham kaynağı oluyor ve beste yapma süreci başlıyor. Belki roman bu kadarla kalsaydı, biz de okur olarak rahat bir nefes alabilirdik. Fakat Apartman Boşluğu'nun asıl odak noktası, Arif'in bu beste yapma sürecindeki kaygıları... Bu kaygılar onu sevgilisinden ve arkadaşlarından uzaklaştırıp yalnızlaştırıyor, git gide eve kapanmasına ve ilham perisinin - duvardaki deliğin- kölesi haline gelmesine neden oluyor. Özgünlük endişesi, birçok sanatçıda olduğu gibi onda da paranoya noktasına varan bir takıntı haline geliyor. Besteler ortaya çıktıkça, kaydedildikçe ve grup arkadaşlarından övgüler aldıkça Arif'in mutsuzluğu azalacağına artıyor. Çünkü şu sorunun cevabını bir türlü veremiyor: O mükemmel besteler kendisine mi ait, yoksa içinde yaşadığı eve mi? Apartman Boşluğu / Hakan Bıçakçı / Oğlak Yayınları --------- Kalp kırıklığı üzerine bir kitap 23 Ocak 2008 ![]() 22yaşında geçirdiği trafik kazasından sonra yaşamını tekerlekli sandalyede sürdüren Süleyman Akbulut'un Sandalye adlı kitabını okuyanlar o kadar etkilenmiş ki Facebook'ta bir funclup bile kurmuş. "Kalp kırıklığı üzerine yazılmış bir kitap Sandalye..." sözleriyle tanımlıyor kendi eserini Süleyman Akbulut. Daha 22 yaşındayken, bir trafik kazası sonucu omuriliğinde gerçekleşen kırılma, aslında tüm yaşamını orta yerinden kırıveriyor. Yaz aylarını andıran bir sonbahar günü sırt çantasıyla ayrıldığı İstanbul'a, evine, sedye üzerinde dönüyor. Yıllar sonra masanın başına geçip yaşadıklarını kaleme almaya başlıyor. Ancak en başından itibaren sıradan bir 'anı' kitabı olarak değil, kurgusu ve diliyle gerçek bir edebiyat eseri ortaya çıkarmanın kaygısıyla başlıyor yazmaya... GERÇEK BİR ANLATI Daha piyasaya sunulduğu gün kitabı okumaya başlayan Selim İleri; "Süleyman Akbulut'un Sandalye adlı eseri bence yalnızca bir anı kitabı değil. Gerçek bir anlatı. Kurgusuyla, diliyle, anlatımıyla, üslubuyla, aslında dört dörtlük bir edebi çalışma," olarak değerlendiriyor. Bu 'edebi eser', bir özürlünün anıları olmanın çok ötesinde... Aslında yaşamın tamamının ne denli umursamaz, bazı insanları ne denli gözden uzakta tutmak üzerine kurulu olduğuna dikkat çekiyor. Kitabın kahramanlarının tamamı gerçek değil. Ama büsbütün hayal de değil. Bazı kahramanlar gerçeğinden belki daha gerçek, bazıları ise birkaç gerçek karakterin sentezi. Özürlü yaşamının "Yarı gerçek, yarı hayal, bazen de hayalle gerçeğin karıştığı ironik ve dramatik bir öykü..." olduğunu belirten Akbulut'un kitabı da kendi yaşamı gibi... Hayal ve gerçek arasında gidip gelen bu yaşam içerisinde, hiç tanımadığı, bilmediği, herhangi bir yakınlık dahi hissetmediği bambaşka bir hayata, 22 yaşında başlamak zorunda kalıyor. Daha dün akşam sapasağlam, sportif bir gençken, ertesi sabaha bedeninin yarısını ömrünün sonuna kadar hissedemeyecek biri olarak uyanmak... Artık her şey çok farklı... BİR DİRENİŞ ROMANI Bir üniversite öğrencisi... Bir genç kıza âşık olur, ancak karşılıksız bir aşk olduğundan endişe etmektedir. Biraz kafasını dağıtmak için arkadaşından arabasını ödünç alır. Her şey o karanlık gecede olur işte. Kazadan sonra kendi içine saklanmaktan başka bir çare bulamaz. Her şeyi içine gömer. Bütün gençlik hayallerini, gelecek planlarını, koşmalarını, aşklarını... Selim İleri, Sandalye adlı kitaba edebiyatımız açısından ayrı bir önem veriyor: "Edebiyatımızda örneği az görülen, bir trajik sorun etrafında kurulu bu eser; aynı zamanda derin bir direnişi ve umudu barındırıyor. Çok etkilenerek, gözyaşları içinde okudum." Dünyaca ünlü arkadaşlık sitesi Facebook'ta daha şimdiden kitabın fanatiklerinin kurduğu bir grup dahi var: Sandalye FunClup. Sadece bir fanatikler grubu değil. Sitede Türk Edebiyatı'nda hasta, hastalık, sakatlık, hastane gibi kavramların ne denli az yer aldığına dikkat çeken ve özürlülerin ne kadar az yazdıklarından bahseden tartışmalar başlamış bile... Kulübün 'wall'ında yer alan okur notları, ne kadar etkilendiklerinin göstergesi: Murat Aslaner adlı okur şöyle söylüyor: "Kitabı okurken, ayak ayak üstüne atamadığımı fark ettim. Çünkü ruhumu tekerlekli sandalyeye bindirmişti... Ağlamam ise, yatarken ayaklarımı yatağın serin yerlerinde gezdirirken oldu." Süleyman Akbulut da kulüp üyeleri arasında. Okurlarıyla selamlaşmayı ihmal etmemiş: "Merhabalar, iki buçuk yıl önce bir dost sohbetinde aklıma düşen 'yaşadıklarımı' yazma fikri nihayet gerçeğe dönüştü. Bir yaşama iki farklı kıyıdan bakmanın, hele hele sakatlık gibi sert bir dünyanın algılarının, ikilemlerinin ve kavgalarının nasıl olduğunu anlatmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz." OKULDAN ATILIYOR Evet, yalnızca kapalı bir odada ailesiyle yaşadıklarını değil, bütün cepheleriyle yaşama farklı bir bakış, farklı bir algılayış açısından yaklaşıyor Sandalye. Aylar boyunca arayıp sormayan üniversite öğrencisi, özlemini çektiği okulundan bir sabah atıldığını öğrenerek haber alabiliyor ancak. Ya da bir asker kaçağı oluveriyor ansızın. Çürük raporunu veriyorlar sonra eline. Ama hayatta umutlar bitmiyor... Belki, belki de bir aşk... Neden olmasın, diye düşünüyor. Yeni bir sevdaya kanat açıyor... Sonra... Kitap, tahmin edilmeyen gelişmelerle devam ediyor... Kısacası Sandalye, bir yaşamı dört tekerleğin üzerine sığdırabilme çabasının, savaşının, azminin kitabı. Yıllar sonra sandalyesinden bir roman çıkardığını ifade eden Akbulut'un en büyük hayallerinden biri, belki de en ateşlisi; pilot olmaktı. Belki de bu nedenle kitabın alt başlığı Ben Büyüyünce... Mavi Olacaktım... Sandalye Ben Büyüyünce... Mavi Olacaktım / Süleyman Akbulut / Doğan Kitap --------- |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
[b]
Haberlerin Devamı...... -- Öyle bir insan: Sait Faik 23 Ocak 2008 ![]() Nursel Duruel'in hazırladığı İnsanlar İçinde Bir İnsan / Sait Faik Hikâye Armağanı Antolojisi (1955-2007), ödüle adını veren Sait Faik'i ve öykücülüğümüzün 50 yıllık yolculuğunu hatırlatan önemli bir kaynak. Sait Faik'in adını duyunca sizin de aklınıza adalar geliyor mu? Bir kayıkta balık tutuyor musunuz gün ortasında? Bir martı dolaşıyor mu üstünüzde, onunla konuşmaya başlıyor musunuz? Denizle, rüzgârla, balıkla, martıyla, başıboş bir sokak köpeğiyle, bir taksi şoförüyle, yağmurda ıslanmış bir çocukla konuşup, dost oluyor musunuz? Araya hiç mesafe koymadan, kendiniz gibi hissedebiliyor musunuz başkalarını da? Böylesi bir ruh halinin başka türlü bir şey olduğunu ta içinizden hissediyor musunuz? Oysa gerçekti Sait Faik... Yalnız, dost, insan, sıcak, içten, duyarlı... Bir öykü kahramanı gibi yaşadı, bir öykü kahramanı gibi yer etti okurlarının hayatında... Ölümünden bir yıl sonra da adı bir hikâye armağanında yaşamaya başlandı. 1955'te On İkiye Bir Var ile Haldun Taner aldı ilk ödülü... Arada birkaç yılı saymazsak 2007'ye kadar da verilmeye devam etti. Selma Fındıklı İmbatta Karanfil Kokusu ile kazandı geçtiğimiz yıl... Tam 54 kitap... Kimler mi var içlerinde? Haldun Taner, Sabahattin Kudret Aksal, Tahsin Yücel, Necati Cumalı, Orhan Kemal, Oktay Akbal, Tomris Uyar, Adalet Ağaoğlu, Oya Baydar, Ayşe Kulin, Pınar Kür, Demir Özlü, Cemil Kavukçu, Yekta Kopan, Selma Fındıklı aralarından bir kaçı... Kim bilir daha kaç yıl, kimler onun adıyla anılacak... 1983 yılında Geyikler, Annem ve Almanya adlı öyküsüyle ödülü alan Nursel Duruel, İnsanlar İçinde Bir İnsan - Sait Faik Hikâye Armağanı Antolojisi (1955-2007) adlı eserde, başlangıcından bu yana Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanan 54 kitaptan birer öyküye yer veriyor. 1950'lerin, 60'ların, 70'lerin, 80'lerin, 90'ların ve 2000'lerin Türkiyesi'nden; gündelik hayattan, yaşam biçimlerinden, insan öykülerinden bir derleme niteliğindeki antoloji, modern öykücülüğümüzün 50 yıllık bir panoraması gibi... Sait Faik Hikaye Armağanı, modern öykücülüğümüzün öncülerinden Sait Faik'in ölümünden hemen sonra annesi Makbule Abasıyanık'ın girişimiyle kuruldu. Ülkemizde yapıları, işleyişleri birbirinden farklı çok sayıda edebiyat ödülü var. Her yıl yenileri ekleniyor, ödül sayısı giderek kabarıyor. Sait Faik Hikâye Armağanı, yarım yüzyılı aşan tarihiyle edebiyatımızın en köklü ödülü. Saygınlığını, etkisini sağlayan etmenlerin başında Sait Faik adı geliyor elbette. Edebiyata önemli katkıları olan yazar ve şairler adına konan ödüllerin o yazarların okuru olan başka yazarların kalbinde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Hele o yazar Sait Faik gibi kendi alanında dönüşüm gerçekleştirmiş, yol açmış, yalnız öykücülüğümüzü değil, başka dalları da etkilemiş bir isimse... Diğer etmenler ise ödülün sürekliliği, kazanan kitapların edebi değeri, seçici kurulların oluşumunda gösterilen titizliktir. İlki 1955'te verilen Sait Faik Hikâye Armağanı, Türk öykücülüğünün yarım yüzyıllık veriminden önemli bir kesit koyuyor ortaya. Öykü serüvenimizin tümünü düşünecek olursak yarısı kadar bir zaman dilimi söz konusu. Başlangıcından 2007'ye kadar armağanı kazanmış kitapları ve yazar adlarını burada tek tek saymama olanak yok. Edebiyatla ilgilenenler o isimleri zaten biliyorlar. Büyük bir çoğunluğu öykücülüğümüzün köşetaşı niteliğindeki isimler. Uzunca bir süredir kendi kendime soruyordum: "Neden bu armağanı kazanmış kitaplardan bir seçki yapılmıyor, öyküler okura topluca sunulmuyor?'' Armağanın zaman içindeki akışını izleyerek düzenlenecek bir antolojinin, edebiyatla ilgilenen herkesin zevkle okuyacağı, gerektiğinde başvuru amacıyla değerlendireceği bir kaynak niteliği taşıyacağını düşünüyordum. Gelecekteki edebiyat araştırmaları için de yararlı olacağı kanısındaydım. Böyle düşünen yalnız ben değildim elbette. Aynı fikir, Sait Faik'in kitaplarını yayımlayan Yapı Kredi Yayınları'ndan geldiğinde zevkle sarıldım işe. Antolojiye genellikle armağanı kazanmış kitaplara adını vermiş öyküler alındı. O kitaplar, Sait Faik Armağanı kütüğüne o adlarla yazılmış, belleklerde o adlarla iz bırakmışlardı çünkü... Kitabın içinde, kapaktakiyle aynı başlığı taşıyan öykü yoksa başka öykü seçildi. Öykülerin önündeki kısa biyografik bilgilerde yazarların bütün kitaplarına değil, yalnız öykü kitaplarına yer verildi. Bu antoloji bir bakıma Sait Faik Hikâye Armağanı'nın tarihçesi sayılacağından başlangıçtan bugüne, seçici kurullarda görev almış edebiyat insanlarına da bir sayfa ayrıldı. İnsanlar İçinde Bir İnsan, ülkemizde bir edebiyat ödülü bağlamında hazırlanan ilk antoloji. Bu açıdan da önem taşıdığını, örnek oluşturacağını düşünüyorum. Aklıma hemen başka değerli ödüller geliyor. Örneğin Behçet Necatigil Şiir Ödülü'nü kazanmış kitaplardan yapılacak bir seçki, sanırım şiir okuru olan herkesi mutlu eder. Yeri geldiği için söylemeden geçemeyeceğim: Bana göre ödüllerin temel işlevi okur beğenisinin yükselmesine katkıda bulunarak edebiyata hizmet etmektir. Yazar açısından bakıldığında ödül amaç değil, sonuçtur. Hiçbir ödül bir edebiyat metnini olduğundan daha değerli hale getiremez, kaybedenin değerini yok edemez; sahip olduğu değerin daha geniş kesimlerce fark edilmesine neden olur, o kadar. 1983'te Geyikler Annem ve Almanya adlı öykü kitabım, edebiyatçı kimliklerine ve kişiliklerine saygı duyduğum bir jüri tarafından öykülerini çok sevdiğim Sait Faik adına verilen armağana değer görüldüğünde sevinmiştim. Tedirgin bir sevinçti bu. 20 yıl sonra Sait Faik seçici kurulunda görev üstlendim. Bu kez ödülün verilmesinde pay sahibi biri olarak tedirginlik duymaya başladım. Tek nedeni, edebiyata duyduğum bağlılılık ve saygı. Sait Faik Hikâye Armağanı Antolojisi de öykü edebiyatına ve öykücülere teşekkürümün somut bir ifadesi olarak görülebilir. --------- |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Haberlerin Devamı........... ----- İstanbul'un 500 yıllık tarihi 23 Ocak 2008 ![]() İngiliz tarihçi ve biyografi yazarı Philip Mansel, İstanbul'un 500 yıllık tarihini kaleme aldığı Konstantiniyye adlı kitabında Osmanlı hükümdarlarından onların yönettiği değişik milletten insana kadar pek çok portreyi yakından tanıtıyor. İstanbul'a yüzyıllar boyunca sayısız gezginin yolu düştü. Bu gezginlerden pek çoğu kalemine sarılıp İstanbul'u anlattı. Artık eski asırların İstanbul'nu arayıp da bulmak pek mümkün değil. İngiliz tarihçi ve biyografi yazarı Philip Mansel de görüp elleyemediğimiz İstanbul'un 500 yıllık geçmişini araştırıp yazdı. Bu öyküde İstanbul'u yöneten sultanlarla, İstanbul'da yaşayan sıradan insanların da ağırlıklı bir yeri var. Mansel'in bir özelliği de hanedan tarihçiliği. Konstantiniyye, Osmanlı hükümdarlarını da tanıtıyor, onların yönettiği değişik milletlerden insanları da... Philip Mansel'in kitabında en sevdiğim yan, sadece erkeklere değil kadınlara da yer vermiş olması. Tarihi konu alan pek çok kitap kadınları çiğneyip geçiyor. Çoğu tarihçi, araştırmasında kadınlar yokmuş gibi davranmaya devam ediyor. Mansel, bu kategorinin tamamen dışında. Kadınlarla ilgili ayrıntıların izini sürmüş ve bu bilgilere kitabında cömertçe yer vermiş. III. Osman'ın kadınların haftada dört günden fazla dışarı çıkmasını yasakladığını, IV. Mustafa'nın ise kadınlara hiç çıkmamalarını emrettiğini, Hürrem Sultan'ın bile taşraya oğullarını ziyarete gitmek bir yana, şehre sadece geceleri indiğini Mansel'den öğreniyoruz. Osmanlı prensesleri nasıl yaşıyordu? Mansel şöyle anlatıyor: "Osmanlı şehzadeleri Topkapı Sarayı'nda münzevi bir yaşam sürerken, Boğaziçi'nin en büyük evlerinde, sultanın kız kardeşleri ve kızları otururdu. Diğer kadınlardan ayırmak için onların asıl isimlerinin sonuna Sultan unvanı eklenmekteydi. Dönemin önde gelen paşaları olan kocalarının servetleri, bu kadınlara saraya layık bir hayat yaşatmak uğruna tükenirdi. ...Prenseslerin kocalarına, karılarının köleleri gözüyle bakılırdı. Düğün gecesi, gerkek kardısının odasına kabul edildiği zaman ya da kabul edilirse, yatağa ancak dibinden yaklaşmaya cüret edebilirdi." (17. yüzyıl s.137-138) İstanbul'da kadın köle pazarının ne zaman resmen kapatıldığını, mal sahibi, mülk sahibi kadınları, mimari eser yaptırtmak için uğraşan varlıklı kadınları da kitapta bulmak mümkün. SULTANLAR VE SOFRALAR Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul gibi bir zıtlıklar bütünü olduğunu, "Gaddar ve kibar, insafsız ve hoşgörülü, dindar ve sapkın,"diye tanımlanabilceğini, Abdülmecit'in asık suratlı, esmer, mağrur ve kibirli olduğunu, II. Mahmut'un erkek gözdelerine büyük değer verdiğini öğreniyoruz. Mansel, savaşlar kadar sofrayı da önemsemiş. İstanbul saraylarında tereyağlı ve zeytinyağlı sebzenin, karla soğutulan meyve sularının, yakut rengi reçel ve marmelatların önemli yer tuttuğunu yazıyor. Üzerine biçimsiz bir şehir kurduğumuz Konstantiniyye'nin 1453'e kadar uzanan serüveni romandan farksız. ÇOK ULUSLULUK ESASTI Mansel, kitabında, İstanbul'un tarihi karakterini de ortaya çıkartmaya özen gösteriyor. 15. yüzyıl için yaptığı saptama şöyle: "Çok ulusluluk Konstantinniye'nin esası haline geldi." Ayrıca Mansel, Fatih'in saraya ve devlete hizmet edecek büyük bir nüfusa ihtiyaç duyduğunu belirterek, çok ulusluluğun nedenini reel politikle açıklıyor. O yıllarda İstanbul'u Türk kenti kılmaya yeterli Müslüman nüfus olmadığını hatırlatıyor. Çok ulusluluk politikası, yüzyıllar boyunca İstanbul'a şeklini veren politika... Mansel, kitabının son sözünü yazarken de şu vurguyu yapıyor: "Konstantiniyye'nin dünyaya başlıca mirası, katı ulusal, kültürel, toplumsal ve dinsel sınırları göz ardı eden bir başkent olarak rolü ve örnek oluşturmasıydı. Orada birbirinden farklı kimlikler doğal karşılanırdı." İstanbul'u eşsiz yapan, Avrupa'nın en uluslararası kenti kılan biraz da bu özelliğiydi. "19. yüzyıl Konstantiniyyesi ihtişam ve azametini milliyetçilikten uzak durmasına borçludur. İmparatorluk milliyetçiliğe karşı bir duvar gibiydi," diyor. (s. 355) Ancak I. Dünya Savaşı'yla birlikte milliyetçilik ateşi Osmanlı'yı da sardı. İstanbul büyük değişimin eşiğindeydi. Mansel'in kitabı 1924'te bitiyor. İstanbul, tarihine sırtını ne zaman döndü? Bu soruya Mansel'in yanıtı 1926. Bu tarih postanenin artık Konstantiniyye yazılı zarfları geri çevirdiği tarih. Bütün dünyanın arzuladığı şehrin, adının değiştiği, İstanbul diye adlandırıldığı tarih. İstanbul yalnız adını değiştirmemiş. İstanbullu diye adlandırılanlar artık o günlerde şehirde oturanların torunları değil. İstanbul'un 2008 yılında çok dilli, çok dinli, çok uluslu bir şehir olmadığını herhangi bir araştırmaya gerek olmadan görebiliyoruz. Kitabının yeni basımına Mansel, İstanbul'un son birkaç yılda yeni bir dönüşüme uğradığını eklemiş. Milliyetçiliğin yükseldiğini gözlemlemiş. Resmi ve önemli binalara asılan bayrakların büyüdüğünü not etmiş. Dinin de yükseldiğine karar vermiş. Onun düşüncesi şöyle: "İstanbul'u dönüştüren güç, milliyetçilikten çok fazla dindir." Konstantiniyye / Philip Mansel / Everest [/b] |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Efsane
Üyelik tarihi: 26-09-07
Kayıt Sırası: 18599
Mesajlar: 1.004
Nerden: isvicre
Yaş: 32 Artist : Wentworth Miller Film : randevu mit Joe Black Rep Gücü: 111
Rep Puanı: 347
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() İletişim ; |
senin su mükemmeliyetciligin büyük bir haz veriyor bana... tesekkürler canim gercekten süper ötesi bir calisma yapmissin ... hayalgücün ve sinema askina saglik...
![]() |
|
|
|
|
|
#6 |
|
ocean's gizem
Üyelik tarihi: 27-07-07
Kayıt Sırası: 17290
Mesajlar: 1.392
Nerden: sakarya
Yaş: 19 Artist : george clooney Film : gladyatör Rep Gücü: 124
Rep Puanı: 655
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() İletişim ; |
teşekkürler exitly.. gerçekten..
ben bu ara da vinci yi ve gülyüzlüm ü bitirdim onların özetini bulayım öyle koyayım.. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kitaplar ile ilgili haberler............ -------------- Kapalıçarşı kapalı kutu 25 Ocak 2008 ![]() Kapalıçarşı'nın 500 yıllık tarihi kitap oldu. Bakan Günay, Orhan Veli'nin "Kapalıçarşı kapalı kutu" şiirini hatırlatıp "Bu kutunun kapağını açma zamanı geldi" diye konuştu. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Kapalıçarşı'nın 500 yıllık tarihinin içindekilerle birlikte anlatıldığı "Kapalıçarşı" isimli kitabın Kapalıçarşı Şark Kahvesi'nde dün yapılan tanıtım toplantısına katıldı. Bakan Günay, Orhan Veli'nin "Kapalıçarşı kapalı kutu" dizeleri ile biten şiirini hatırlatarak şunları söyledi: "İnanıyorum ki Kapalıçarşı kapalı kutu oldukça ilgi çekicidir, güzeldir, hoştur, ama aynı zamanda biz Kapalıçarşı'yı Eminönü'nün, tarihi kent merkezinin ve İstanbul'un dünyaya açılan yeni perdesi, sahnesi haline getirmeliyiz. Burayı kapalı kutu olmaktan bir ölçüde çıkarmalıyız. Ve artık İstanbul'un kültürünün, turizm değerinin çok önemli hazinelerinden birisi olarak bu sandığın kapağını açmalıyız. Ve bütün dünya buradaki güzelliği görmeli.'' YENİDEN HAYAT BULACAK Kapalıçarşı'yı gezip tadilat yapılacak bölümlerle ilgili bilgi alan Günay, çarşıyı kurtaracak projeyi de hayata geçireceklerini dile getirdi. Kitabın yazarlarından Prof. Dr. Kenan Mortan ise "Kitabı hazırlarken Ermeni, Yahudi, Süryani insanları tekrar bulduk. Bu kompozisyonun bozulmadığını gördük. Dolayısıyla 2010 yılına hazırlanan İstanbul'da çok özel butiklerden biri bu. Yaşayan insan olgusu var burada"dedi. İNSANLIKTAN ÖZÜR DİLEDİ UNESCO'nun İstanbul'da yapacağı incemelerle ilgili krize de değinen Günay "Zaten UNESCO'nun gelişi Şubat değil Nisan gibi görünüyordu. Her konuyu oturup konuşmaya hazırız. Onlar bizi zorlamasa bile biz hangi konularda kendimizi zorlamalıyız bunun farkındayız. UNESCO'dan gelenlerle ortak bir noktada anlaşacağız. Yaptığımız tüm yenileşme çalışmaları UNESCO'nun kriterlerine uygundur. Geçtiğimiz yıllarda İstanbul'un değerini bilmeyenler olmuşsa onlar adına insanlıktan özür diliyorum" diye konuştu. --------------------------- ABD'nin darbe tarihi 25 Ocak 2008 ![]() 1996 yılında New York Times gazetesinin büro şefi olarak İstanbul'a gelen Stephen Kinzer, Türkiye'de çalıştığı dönem boyunca ülkenin her yerini dolaştı, yüzlerce makale yayımladı. Şu anda New York Times muhabiri olarak Boston'da yaşayan Kinzer'ın ilgi alanlarından biri de demokrasi ve insan hakları. Birleşik Devletler'in en son Irak'ta uyguladığı 'demokrasiyi yerleştirmek için rejim değişikliği' yapma projesinin tarihini anlattığı Darbe isimli kitabında, Kinzer, bu uygulamanın Hawaii'de başlayıp Küba, Porto Riko, Filipinler ve İspanyol-Amerikan Savaşı'yla devam ettiğini, Nikaragua, Honduras, Güney Vietnam, İran, Guatemala, Şili, Grenada, Panama, Afganistan ve Irak'ta hep Birleşik Devletler'in kanlı parmağının bulunduğunu anlatıyor. Çeviren: Zeynep Beler Yayınevi: İletişim Fiyat: 24.5 YTL. - |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Efsane
Üyelik tarihi: 15-10-07
Kayıt Sırası: 19153
Mesajlar: 535
Yaş: 20 Artist : anthony hopkins,andy garcia,brad pit, edward norton,al pacino Film : truva Rep Gücü: 104
Rep Puanı: 134
Popülerlik: ![]() İletişim ; |
teşekkürler
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| SOHBET BÖLÜMÜ - Buyrun sohbet edelim ... | daldan_dala | Sohbet | 1702 | 09-30-2008 02:56 AM |
| TV DİZİLERİ Bölümü Hakkında Öneri Ve İstekleriniz. | fiLinta | Eski Diziler | 0 | 06-30-2007 11:49 AM |
| Kara KitaP | veloci | Sinema | 1 | 05-28-2007 09:28 PM |
| Sinema Söyleşileri Kitap Oldu | sedarecep | Sinema Haberleri | 0 | 05-22-2007 02:40 AM |
| Erol Tezeren, Yeşilçam Hatıralarını Kitap Yapacak | MyRit | Yeşil Çam | 0 | 01-19-2007 10:45 PM |