Sinema Film Dizi Forumları  
Geri git   Sinema Film Dizi Forumları > Sinema > Sinema Genel > Yönetmenler, Senaristler, Yapımcılar vb.
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Sinemaforum.net Reklam



Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-24-2007, 01:38 PM   #1
daldan_dala
of of of ...
 
Üyelik tarihi: 27-03-07
Kayıt Sırası: 11060
Mesajlar: 605
Nerden: istanbul
Yaş: 27

Artist : Josh Holloway
Film : Ocean's serisi ...
 
Rep Gücü: 137
Rep Puanı: 701
Popülerlik:
daldan_dala is a name known to alldaldan_dala is a name known to alldaldan_dala is a name known to alldaldan_dala is a name known to alldaldan_dala is a name known to alldaldan_dala is a name known to alldaldan_dala is a name known to all

İletişim ;
daldan_dala - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Milos Forman





Miloš Forman, (aslında Jan Tomáš Forman) 18 Şubat 1932 yılında Čáslav'da, Çekoslovakya'da doğdu. 1951-1956 yılları arasında Prag'daki Müzik ve Dramatik Sanatlar Akademisi ile Film Akademisinde (FAMU) eğitim gördü.

1960'lı yılların başındaki Çekoslovak sineması bağlamında, Milos Forman'ın ilk filmleri olan Černý Petr (Maça Ası) ve Konkurs bir devrim olarak nitelendi. Bu filmlerde Çek yazarlarının ve geç yeni gerçekçilik akımının, özellikle Ermanno Olmi'nin etkileri oldukça belirgindi. Forman bu ilk filmlerinde sosyalist sanat kavramının ifadeleri olarak benimsendi. Mevcut şartlar Forman'ı Çek Yeni Dalgası'nın tartışmasız yıldızı haline getirdi. Üslubu, aktör-dışı faktörlerin duyarlı kullanımı; canlandırma, doğal seslendirme ve yarı doğaçlama diyaloglar ile Çek folk-rock'ı ve genel anlamda müziğe yönelik şaşmaz bir kulak şeklinde karakterize edilebilir. Bütün bu temel özellikler Bir Sarışının Aşkları ile Koşun İtfaiyeciler adlı filmlerinde daha da belirgindir. 1968 sonrasında Koşun İtfaiyeciler yasaklanmış ve Forman Batı'da kalmaya karar vermişti. Burada, kendi özgün fikrinden kaynaklanarak yapmış olduğu tek Amerikan filminin senaryosu üzerinde çalışmaktaydı; diğerleri edebiyat uyarlamasıdır. Amerika öncesi Forman'ın izleri, en başarılı filmi olan ve Ken Casey'in öyküsünü kökten değiştirerek kendi objektif ve komik vizyonuna getirdiği Guguk Kuşu filminde kolaylıkla gözlemlenebilir. Bu film 1975 yılında Oscar kazandı. Aynı yıl Forman, Amerikan vatandaşlığına geçti.

Forman sinisizimle suçlanmıştır; ancak Forman'ın vizyonu Bohumil Hrabal, Hasek veya Skvorecki gibi Çek edebiyatının siniklerinin ideoloji karşıtı, realist ve hümanist geleneğinden gelmektedir. Forman'ın yönetiminin etkisi bazı Kuzey Amerika filmlerinde bile hissedilebilir; ancak kalıcı önemi, yapmış olduğu üç Çek filminden kaynaklanmaktadır. Bu filmlere, Amerika'yı Amerikalılara duyarlı bir yabancının gözlerinden göstermek amaçlı cesur bir çaba olan Taking Off adlı filmi de eklenmelidir.

Forman, çalışmalarını en çok satan kitap ve oyunların uyarlamaları yönünde sürdürmüştür


Milos Forman'ı Yarattığı Karakterler ile Tanıyın!

Bir dönem/biyografi filmi olan Goya’nın Hayaletleri ile sinemaya geri döndü Milos Forman. Popüler ile sanatsal olanı birleştirerek, Hollywood’da kendine farklı bir kulvar oluşturmaya başlayan sayılı yönetmenlerden birisi... Üstelik, apayrı türlerin içinden içinden sıra dışı filmler ortaya çıkardı. Romantik komedi olarak Loves of a Blonde, parodide The Firemen’s Ball, müzikalde Hair, biyografide Aydaki Adam ve Amadeus, mahkeme dramı diyebileceğimiz bir türde People Vs. Larry Flynt ve ünlü roman adaptasyonlarında Ragtime ve Valmont.



Hepsi de türün beklentilerinin dışına çıkabilen, Avrupa Sineması ile Amerikan Sineması’nın etkileyici karışımları. Sinemada melez yaklaşımların ve anlatımların ne derece başarılı olabileceğinin apaçık örnekleri… Forman Sineması’nın en önemli yapıtaşını ise kendine has, sıra dışı karakterleri oluşturuyor.

Dahilik ile delilik arasında dolaşan akıllar… Forman’ın özellikle hayat hikayelerini aktardığı karakterlerin ortak özelliği bu diyebiliriz. Guguk Kuşu’nun bir akıl hastanesini altüst etmeyi başaran ana kahramanı Randall Patrick McMurphy’si örneğinde olduğu gibi. Bir yandan kaosu davet eden psikolojisi ile tehlikeli, diğer yandan otoriteye ve yargılayıcı sisteme karşı başkaldırışı ile toplumun dışından birisi…




Efsanevi bir müzisyenin en iyi portrelerinden birisi olarak sinema tarihine geçen Amadeus ise dahiliğinin içindeki deliliğin izini sürüyor. Forman, Mozart’ın dahiliğinin ardındaki kırılgan ruhunu o derece iyi açığa vuruyor ki, filmin trajik sonunun etkisinden kurtulmak oldukça zaman alıyor.

Popülerliğinin zirvesinde hayata veda eden bir başka sanatçının hayatını yine Forman hikayeleştirdi. Aydaki Adam filminde, komedyen (kendisini asla komedyen olarak nitelendirmiyordu), aktör, performans sanatçısı Andy Kaufman’ın sanatındaki eksantrik yaklaşım, Kaufman’ın gerçek hayatı ile çok iyi hesaplanmış bir paralellik içinde aktarılıyordu.






Forman, "Hustler" dergisini çıkarttıktan sonra hayatı mahkeme salonlarında geçen Larry Flynt’in hayat hikayesini anlattığı The People vs. Larry Flynt ile diğer karakterlerinden farklı olarak, sansasyonel bir personaya yönelmiş oldu. Nitekim, eleştirmenler tarafından büyük bir beğeni toplamasına rağmen, geniş bir feminist topluluğunun şiddetli tepkisini çekti. Hatta filmin karşıtlarının, medyayı da arkalarına alarak yürüttükleri kampanya ile Forman’ın o sene en iyi film dalında Oscar almasını engelledikleri iddia ediliyor. Özellikle Hustler’ın ****ografik boyutundan uzak durmayı seçen Forman için Flynt’in çekiciliği, Amerika’nın sansür anlayışına karşı yürüttüğü mücadeleden başka bir şey değildi.

Son filmi Goya’nın Hayaletleri’nde 18.yy İspanya’sının ünlü ressamı Goya’nın yaşamına şahit oluyoruz. Her ne kadar yukarıdaki üç filmden farklı olarak sanatçının yaşamı arka planda kalsa da, Forman Goya’nın engizisyon gibi korkunç bir dönem içindeki farklı duruşuna yakın plan yaklaşıyor…





Milos Forman’ın bir yönetmen olarak, karizmatik oldukları kadar acı dolu yaşamlar süren bu karakterleri çekici bulduğunu ve bu karakterleri tasarlarken zorlanmadığını tüm bu filmler aracılığı ile gözlemleyebiliyoruz. Çocuk yaşında ailesini Auschwitz kampında kaybeden ve Çekoslovakya’nın karanlık komunizm günlerinde bir sanatçı olarak var olma savaşı veren Forman, aslında acıya ve baskıya çok aşina bir yönetmen.

Forman’ın birkaç röportajında belirttiği gibi, bu karakterleri seçmesindeki en büyük neden acı dolu ya da sansasyonel yaşamlarından çok, bu karakterlerin yaşadıkları döneme, otoriteye ya da sanat estetiklerine isyankar yaklaşımları. Sürekli sınırları zorlayan provokatör komedyen Kaufman gibi ruhunda belirgin bir anarşizm var hepsinin. Hair müzikalindeki hippilerin, toplum tarafından dayatılan yaşama ve savaşa karşı duruşları gibi... Her ne kadar sonları trajik olsa da, arkalarında bu isyanın önemli izlerini bırakıyorlar. Ve bu izi süren Forman gibi yönetmenler olduğu sürece, bizler de bu isyankar ruhlara şahit olacağız.



daldan_dala isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Milo Forman ( 1932) fernerfb Yönetmenler, Senaristler, Yapımcılar vb. 0 05-13-2007 03:09 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:02 AM .


Hosting Hizmetleri