![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||
Sinemaforum.net Reklam |
|
|
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
arkadaşlar bu köşeyi ben başlatıyorum ve sizde katkıda bulunabilirsiniz ben her ay güncellicem ----------------------------------- ![]() İLK SÖYLEŞİ:Quentin Tarantino İLE -------------- "İstediğim tüm filmleri yapacak kadar uzun yaşayamayacağım" Rüya projesinin gişede çöküşünü nasıl karşıladı, ne işler peşinde, en sevdiği filmi hangisi... Nevi şahsına münhasır tanımını fazlasıyla hakeden Quentin Tarantino'ya sorduk... SÖYLEŞi JONATHAN DEAN TARANTINOGERÇEK-TENÇOKÇOKÇOKHIZLI-KONUŞUYOR. Gerçekten. Ağzından dakikada yaklaşık 200 kelime birden çıkıyor ve yarım dakika içinde üç ayrı konudan bahsedebiliyor. Kendisini Cannes'da, Death Proof / Ölüm Geçirmezdin galasının ardından kıstırmayı başardık. Bizi görünce "Total Film, Total Film'e bayılıyorum" diye atılması da boşuna değil. Bizi gerçekten seviyor. Ama önce Cannes'ı, ardından tüm dünyayı ateşe veren Grindhouse'un araba kovalamacalı, sapkın Kurt RusselPlı bölümü Ölüm Geçirmez hakkında konuşmak, Tarantino'yu pek açmıyor. O soh*beti üç boyutlu eşcinsel ****olarma ve devasa penislere çekmeye uğraşıyor: "Şimdi kafamda üç boyutlu bir ****o film çekme fikri dolaşı*yor. Kafamda çözmem gereken birkaç şey var, ondan sonra, neden olmasın?" Evet, QT gerçekten eşsiz bir insan. Eşsiz, kafası da en az çenesi kadar hızlı ve kalabalık. Kendi neslinin adından en çok söz ettiren yönetmeni olması boşuna değil yani. Üstelik hala en hakikisinden bir film delisi. Günlerinin çoğunu DVD rafları arasında gezinerek ve yeni hazineler keşfetmeyi umarak geçiriyor. Bir de fena halde cana yakın. Yalnızca bize karşı değil, hayranlarına karşı da öyle, bıraksanız saatlerce filmler hakkında (kendininkiler ya da başka filmler hiç fark etmiyor) konuşacak, o derece. Rezervuar Köpeklen ve Ucuz Roman'ı çekmiş bir adamdan böyle bir alçakgönüllülük beklemezsiniz değil mi? Sinema dünyası henüz orta karar bir ilk film çekmiş ama dünyayı yönettiğini sanan yönetmenlerle doluyken hem de. QT, kariyerinde ilk kez gişede batmış olma*sını da pek kafaya takmış gibi görünmüyor. Grindhouse'un ABD gişesinde iki seksen uza*masının ardından, Avrupa'da iki parça olarak gösterime girmesi, hadiseye iyice tüy dikmişti hatırlarsanız. Ama zaten para QT'nun pek ilgi*sini çeken bir şey değil, aslında kendisinden beklenen bir an önce yeni bir filme başlaması. Eğer üç boyutlu ****o projesinde ciddi değilse şimdilik sırada Inglorious Bastards var gibi görünüyor. Ama QT'nun işi belli olmaz tabii. Her an aklına yeni ve çok daha parlak bir fikir gelebilir... Son birkaç ayınız oldukça yoğun geçti. Ölüm Geçirmez'm Cannes'da gördüğü iigi sizi oldukça sevindirmiş olmalı...Şahaneydi. Çevreme şöyle bir baktım, herkesin yüzünde kocaman bir gülümseme vardı, insanlar tırabzanları yumrukluyordu. İnanılmazdı! Film sarayını bir Grindhouse'a (istismar filmleri gösteren sinema salonu) çevirmek süper bir fikirdi! İnsanlar Kurt Russell'ın kıstırılıp pataklandığı sahneye bayıldı. Hiç kızlarla böyle bir kavga tutuştunuz mu? Yok artık! Ben hiçbir zaman, kimseden dayak yemedim! Ben siyahların okuduğu bir okula gittim. Bazı kızlar vardı ki, inanamazsınız. Boyları uzundu, geniş omuzları vardı. Ama hiçbir zaman isteğim dışında, parasını ödemediğim birinden dayak yemedim, öyle diyeyim. Rezervuar Köpekleri'nden on beş yıl sonra, insanlar'dan filmlerinize aynı tepkileri almaya devam ediyor musunuz? Evet tabii. Para kazanmak güzel bir şey tamam, ama sonuçta en önemli şey insanların filmi sevmesi ve filmin iyi anılması, ı o yıl sonra hala izliyor olmaları, 20 yıl sonra bile filmin arşivlerinde bulunması önemli olan. Ama esas zevk veren şey filmi seyircilerle beraber izlemek ve tepkilerini görmek. Ölüm Geçirmez'de sakin geçen 40 dakikadan sonra olaylar hareketleniyor. Filmin hızını bir anda artırmak, değiştirmek hoşunuza gidiyor mu? Elbette. Doğruyu söylemek gerekirse, Ölüm Geçirmez'de benim yaptığımı başka bir yerde görmedim hiç. Çünkü kaza sahnesi öncesinde*ki bölüm bir Richard Linklater filmine ait ola*bilecek gibi. Hikaye Austin'de geçiyor, karak*terler kendi hallerinde takılıyor, yani Dazed And Confused olabilirmiş tam. Dazed And Con-fused olarak kalsa da sorun olmazdı ama ayn |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
devamı.....
----------- Diyalogları nasıl yazıyorsunuz? Rezervuar Köpekleri'n'm gangsterleri Ölüm Geçirmez'm kızların*dan epey farklı muhabbet ediyor... Bunu sormak Paul Simon veya Bob Dylan'a nasıl şarkı yaptıklarını sormak gibi bir şey. Büyük bir güç var sanki, buna Tanrı demek istemiyorum ama Tanrı değil de demek iste*miyorum. Şaka bir yana, yazarın yaptığı şey budur. Sadece kendileri hakkında yazan yazar*lar yetenekli değildir. Yazarın bir görevi de, tüm insanları gözlemlemektir. İster gangster*leri yazıyor olsun, ister kızları, veya yaşlı bir adamı, siyah, beyaz, Asyalı, hiç fark etmez. Önünüzde boş bir sayfa, elinizde kalem var diyelim. Ne yapıyorsunuz ilk olarak?Önce karakterleri birbirleriyle konuşturuyorum, yazıyorum ve biraz üzerinden geçip fazlalıkları ayıklıyorum. Şu anda bir şey yazıyorum mesela. Bir asker var. İşitiyorum ki, bir kızı etkileyip, onu birlikte kahve içmeye ikna etsin. Bu, yazar Quentin'in olmasını istediği şey. Ama tüm konuşmayı yazdığımda olaylar böyle gelişmedi. Asker, kızı yeterince etkileyemedi. Kızın, "Defol git buradan!" dememesini sağladı belki ama kahve için ikna edemedi. Tüm bunlar bir sahnede gerçekleşemeyecek. Kız ikna olana kadar askerin birkaç kere daha gelmesi gerekecek, hemen başarılı olamayacak. Ve sonuçta sahnenin bu hali şahane oldu. Yazarın istediği olmadı ama yazar saçmalıyordu zaten. Kavuşmaları için daha çok erkendi ve karakterler bunu anlattı bana. Inglorious fîostords'taki bir sahneden bahsediyorsunuz, değil mi?Evet, şu sıralar onu yazıyorum. Ne zaman bir şey yaptığımı söylesem, sonuçta onu yapmıyorum. Ve Inglorious Bastards'ı yapmayı gerçekten çok istiyorum, o yüzden diyeceğim ki- hayır onu yazmıyorum! Bir sonraki filminiz için sormuyorum, genellikle filmlerinizi kimin için yapıyorsunuz? Gerçek cevap, kendim için yapıyorum. Bence gerçekten film yapmanın tek yolu bu. Yaptığım işlerden heyecan duyan bir grup hayranımın olduğunun farkındayım. Aklımın bir köşesinde duruyorlar. Sık sık düşünüyorum, "Bayılacaklar buna! Geberecek*ler!" Ama filmleri kendim için yapıyorum. Yine de, zencilerin filmlerimi sevmesini istiyor muyum? Evet. Beyazların filmlerimi sevmesini istiyor muyum? Evet. Asyalıların sevmesini? Evet. Birleşik Krallık'taki heriflerin sevmesini ve beni sonsuza kadar desteklemesini istiyor muyum? Evet. Ama bunu yapabilmemin tek yolu filmleri kendim için yapmaktan ve hepinizin beni sevdiğini varsaymak*tan geçiyor! İşinize kalbinizi ve ruhunuzu koyuyorsunuz. Bir şey çekti*ğiniz zaman, onun şu ana kadar yapılmış en iyi şey olması*nı istiyor musunuz? Umarım öyledir. Öyle olması için uğraşıyorum. Kili Bz77'deki büyük kung-fu dövüşü ya da Ö7üm Geçzrmez'deki araba kovalamacası gibi farklı aksi*yon sahneleri yapmak çok heyecan verici. Sinema tarihinde saygı duyulan aksiyon sahneleriyle boy ölçüşecek sahneler yapıyorum. Yapılmış en iyi dövüş sahnelerinden birisi veya kovalamaca sahne*lerinden birisi olması için uğraşıyorum ama eğer böyle değillerse sinirim bozulur. Zannettiğim kadar iyi değilmişim o zaman, yeteneğim buraya kadarmış derim. Gerçi böyle dediğim zaman diğer filmlerle karşılaştırılarak yargılanmak istiyormuşum gibi oluyor. Ama bana özgü bir anlatım biçimim var ve benim versiyonum her zaman diğerlerinden farklı olacaktır. Peki sizin Casino Royale versiyonunuz ne kadar farklı olur*du? Bond serisinde Cosino'nun sıradaki film olmasını siz önerdikten sonra filmin çekildiğini iddia ediyorsunuz... Filmi izlemedim çünkü o heriflere sinir olmuştum! Filmi bana vermediklerinden değil, zaten benden yapmamı istedikleri gibi yapmayacaktım ve bana son kurgu hakkını vermezlerdi eminim ki... Ama en azından benimle filme dair konuşmaları gerekiyor*du, şu basit nedenden dolayı: Casino Royale'in per*deye aktarılamayacak bir kitap olduğunu söyledik*lerinde, "Ben çekerim" demiştim. Sonra da birden tüm internet sitelerinde herkesin görmek istediği Bond filminin bu olduğu yazılıp çizilmeye başlandı. Yani aslında bana teşekkür etmeleri lazım, kuru bir teşekkür edebilirlerdi. Ama yine de iyi bir film...Öyle duydum ama "bakara" oyununu pokere çevir*diklerini öğrendiğim anda izlemekten vazgeçtim. Bakara James Bond oyunudur seni o... çocuğu! Ama sen onu, o kahrolası sosyete pokerine çeviriyorsun! Kıçımı öpsünler! Bu yaz Amerikan halkı Grindhouse'u izlemekten kaçındı ne yazık ki, bir çok kişi filmin çok uzun olduğundan yakınıyordu. Ama Karay ip Korsanları ve Örümcek Adam'm her ikisi de uzun filmlerdi... Evet, bu örnekler farklı gerçi. Bence bir devam filmine gitmekle yepyeni bir film izlemek arasında fark var. Özellikle de bu yeni film insanların anla*makta zorluk çektiği bir film ise... Robert ve ben şoke olduk, ama endüstrinin çoğu da oldu. İnsanla*ra uzun süredir görmedikleri bir şey vereceğimizi ve herkesin buna bayılacağım düşündük. İnsanlar getto sinemasına veya Grindhouse sinemasına, ya da arabalı sinemalara yo'lerde gidiyordu. Fangoria (korku ve istismar filmleri üzerine bir dergi) kitle*sinin uzun süredir yaşamadığı bu deneyim için delicesine heyecanlanacağını düşünüyorduk. Her*halde öyle olmadı. Cuma günü seyirci sayıları oldukça iyiydi, ama gördük ki tüm izleyici kitlemiz sadece bir günlükmüş! Öte yandan iki filmi birlikte izleyen herkes - Total Film dahil - Grindhouse'B bayıldı. Evet, tüm sadık izleyicilerimiz filmi o cuma günü izledi. Ben gösterime girdiği gün bilfiil oradaydım ve ortalık ana baba günüydü. Gerçekten filme ina*nan kişilerle beraber izlemek tarifsiz bir deneyimdi. Ama hepsi bu kadarmış. Söylemek hoş değil belki ama hayranlarımın kalbini nasıl kazanacağımı bili*rim ben. Kül Bili ile yeni hayranlar edindim ve Ucuz Roman ile hayran kitlemin dışına çıktım. Mesele şu ki, insanlar programını akşam yemeği yiyip, sonra da sinemaya gitmek olarak yapıyor. Eğer insanların yemeğine engel olursanız filminize gitmeyecekler*dir. Filmden önce veya sonra mutlaka yemek yemek isterler. Siz onlardan üç saat istediğinizde durup düşünürler, "Hmmm, bunu boşver, gel bir komedi filmi izleyelim." |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Miss Uye
Üyelik tarihi: 28-09-07
Kayıt Sırası: 18659
Mesajlar: 100
Nerden: edirne
Yaş: 18 Artist : Gael García Bernal Film : eternal sunshine of spotless mind Rep Gücü: 104
Rep Puanı: 17
Popülerlik: İletişim ; |
daha önce okumuştum bu söyleşiyi. teşekkürler
bu adamın filmlerinde çizdiği kadın profili beni hep etkilemiştir, güçlü ve se x y ![]() |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
biraz daha .........
----- Yani Robert ve siz izleyiciler hakkında yanlış hüküm mü verdiniz? Muhtemelen. Bugünlerde, eğer Oscarlarda bir şansı olmayacaksa üç saatlik bir film çekmenin iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Ancak o zaman gişede başarılı olma şansları oluyor çünkü. Filmleri Aralık civarında gösterime sokup ödüller için gerekli vasıflara sahip olmasını sağlıyorlar ve eğer iyi eleştiriler alırsa salonlarda sonsuza kadar oynu*yor. Ardından Altın Küre'ye de aday olursa gösteri*mi sadece üç dört haftayla sınırlı kalmıyor. İnsanlar film hakkında bir şeyler duyup, "İyi filmmiş o, gör*mem lazım!" diyor, kulaktan kulağa yayılıyor. Darren Aronofsky, Richard Kelly gibi yönetmenler yeni şeyler denediğinde, statükoyu sarstıklarında sinema seyircileri korkar mı? Bu tip yönetmenlerin kendi yollarında ilerlemeleri*ne hayranım. Özellikle The Fountain / Kaynak ile görünüyor ki Aronofsky tam da izlemek isteyeceği türden bir film yaptı. İnsanlar filme ya bayılacak ya da ondan nefret edecekti, ki bana soracak olursanız bu hep iyi bir işarettir. Eğer bir sanatçıysanız ve bir işaret, bir pırıltı bekliyorsanız, onu yakaladığınız zaman sorgulamazsınız, sadece mutlusunuzdur. Ancak hikayeniz alışılmadık türdense, yani gösteri*me girdiği hafta sonunda gişelerde birinci olmaya*cağı kesinse, ödün vermeniz gereken tek şey bütçe*dir. Filmlerimde yer alan herkesin başarılı olmasını ve filmim için yatırılan paranın geri alınmasını isterim. Eğer çok tuhaf ve olağandışı bir projem olursa, yine de yapmaya çalışırım. Sadece mantıklı bir şekilde, uygun ve düşük bir bütçeyle yapılması gerekiyor. Samimi söylüyorum, eğer şimdi Rezervu-ar Köpekleri fikriyle çıkagelseydim, yarın için olağanüstü bir film olurdu. Ama 30 milyon dolarla çek*meye kalkışırsam yanlış yapmış olurum. O film beş haftada çekilecek bir film. Grindhouse'un 7O'lerdeki istismar sinemasına olan sevgi*nize dayanan uzun versiyonu nihayetinde DVD olarak bası*lacak ve geniş kesimlere yayılacak. İronik bir durum... Evet, bence Jackie 5rown'un da kaderi aynıydı, o da DVD'siyle geniş kitlelere ulaştı. Tabii ironik çünkü biz insanlara sinema salonunda yaşayacakları özel bir deneyim yaratmaya çalışmıştık. Ancak İngiltere'den duyduğum şeyler çok hoşuma gitti. İnsanlar dergilerde veya internette "Lütfen Quen-tin, aptal Amerikalılara bakarak bizi yargılama! Söz veriyoruz burada gidip filmi izleyeceğiz" diyordu. Bana göre Ölü m Geçirmez tek başına sinemaya çıkar, ardından iki film birden aynı DVD'ye basılırsa, ola*bileceğinin en iyisi olur bu şartlarda. Edgar Wright ve EM Roth, her ikisi de Grindhouse fragmanı çekti. Kendinizi bu yönetmenleri evlat edinmiş gibi görüyor musunuz? Kendimi onları evlat edinmiş gibi görmüyorum, onlar benim çağdaşlarım. Sinemaya olan sevgilerine bayılıyorum. Bence Shaun Of The Dead / Zombilerin Şafağı son beş yılda yazılmış en iyi senaryolardan birisine sahip, bir nevi başyapıt. Aynı zamanda The Hoşt / Yaratık'm yönetmeni Bong Joon-ho'yu da seviyorum. Bana göre Kore'nin Spielberg'i gibi ken*disi. İnsanlar Spielberg'i taklit etmeye çalışıyor. Halbuki ondaki hüner, mizah anlayışının iç dina*miklerini çok iyi kullanması ve konusu ne olursa olsun seyirciyi eğlendirmeyi başarması. Joon-ho'da da bu mahareti görüyorum. Konusu gerçek hayat*tan uyarlanan, moral bozucu filmi Memories Of Murder / Cinayet Gün/ügü'nde bile var bu. Filmlerinize dönüp baktığınızda sizin için hangisi diğerleri*nin arasından sıyrılıyor?Hepsi de benim çocuklarım. Hepsini seviyorum, ama sonuç olarak Rezervuar Köpeklerine her zaman zaafım var. O benim ilkimdi, hayatımı değiştirdi. Tuvaldeki ilk fırça darbemdi. İçimde dehşetli bir öfke vardı ve kendimi ifade etmemi sağladı. Baskı altında tutulan kızgınlık...Evet saatli bomba gibi patladım! İleriye dönük, 10 yıllık planlar yapacak türden bir adama benzemiyorsunuz...Neler yapmak istediğime dair izlediğim bir yön var aslında. Aklımda bazı projeler var. Ama hiç belli olmaz, birdenbire bir fikre aşık olabilirim. Kapım bu tür şeylere açık... Ki bu da herhangi bir fikir olabilir... ----------------------------------------------------------------------------------------------------- KÖŞE TAŞLARI KÖŞE TAŞLARI Kimse Tarantino'nun nereden geldiğini anlaya*madı. 5.75 filmden müteşekkil bir kariyerle sinema dünyasında böylesine güç elde etmek herkesin harcı değil tabii, işte o malum kariyer... ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- REZERVUAR KÖPEKLERİ (1991) Bir grup suçlu, kusursuz gibi görünen bir soygun planı için bir araya gelir. Ama yoksa içlerinden biri köstebek midir? Tüm zamanların en ünlü ilk filmlerinden bîri olan Rezervuar Köpeklen, şahane oyuncu kadrosu, unutulmaz diyalogları ve müzikleri ile OT sinemasına dair sevdiğimiz her şeyi içinde barındırıyordu. ***** ------------------------------------------------------------------------------- UCUZ ROMAN (1994) Harika bir ilk filmin ardından gelen daha iyi bir ikinci film, sinema dünya*sında pek görülmüş bir şey değil. OT ilk filminde iyi yaptığı şeyleri bu kez daha da iyi yapıyor ve oyuncu kadro*su daha bile fiyakalı bu kez. Hepsinin ötesinde OT yönetmenlik sanatına dair yeni yöntemler bulma çabasına girişiyor ve sinemayı sonsuza kadar değiştiriyor, muhtemelen farkında olmadan.***** ------------------------------------------------------------------------------------ |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
JACKIEBROWN(1997]
Muhteşem İki filmin ardından daha az muhteşem bir üçüncü film. OT yine yer altı dünyasının tuhaf karak-terleriyle tanıştırıyor bizi ama hikayenin göbeğinde zeki bir hostes olan Jackie Brown var. "Siyah sömürüsü" filmlerinin gediklisi Pam Grier, Tarantino tarafından yeniden dolaşıma sokuluyor. Ama tabii Rezervuar Köpekleri ve Ucuz Roman'ın ardından gelen hiçbir filmin tatmin edici olabilmesi söz konusu değil. **** ------------------------------------------------------- DÖRT ODA [1995] Dört yönetmenli Four Rooms projesinin ekibine dahil olan OT, burada şimdiki ortağı ve kankası Robert Rodnguez'le ilk kez birlikte çalışma fırsatı bulmuştu. Dört odadan ve dört bölümden mürekkep filmin en sapkın parçasına imza atma seferi tabii ki OT'ya düştü. Bilhassa iddia üzerine parmak kesme sahnesi pek meşhur. ---------------- KILLBILL VOL1 (2001) OTnun kıyıda kalmış türlere sevgisi malum, bu anlamda Kili Bili yönetmenin rüya projelerinden biri. İntikam için komadan uyanıp eski çalışma arkadaşlarına savaş açan Gelin'in hikayesi, ÇT'ya teknik ustalığını konuşturma fırsatı verdi. Film çok uzun olduğu gerekçesi ile ikiye bölündü gerçi ama iki bölüm de böyle şahane olduktan sonra ne gam... ----------------- KİLLBILLVOL.2(2003) Volume î aksiyonun dibine vurmuştu, Volume 2'de ise kahramanlarımızı daha yakından tanıma fırsatı bulduk. Normalde karakterleri ilk bölümde tanımamız gerekirdi gerçi ama Taran-tino bu, ne yapsa yakışıyor. Bir kısım eleştirmen ikinci bölümü yavan buldu ama sinema tarihinin en özel filmlerinden biri addedenler de yok değildi (ki ikinci grup yüzde bin haklı bize sorarsanız). ***** ----------- NOT: BU SÖYLEŞİ TOTAL FİLM DERGİSİNDEN ALINTIDIR |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() David Fincher - Röportaj Alien 3, Se7en ve Fight Club ile karanlık ve stilistik bir tarz yaratarak genç kuşağın en yetenekli yönetmenleri arasında yerini alan David Fincher yeni fimi Panic Room hakkında konuşuyor. Filmde başrol oynaması için anlaşılan Nicole Kidman, çekimlerin başlamasından üç hafta geçtikten sonra dizinden sakatlandı ve filme devam edemeyeceği açıklandı. Böylece yerine Jodie Foster filme dahil oldu. Karanlık yanları olan bu tür filmleri nasıl seçiyorsunuz ? Hepsi senaryo ile ilgili. Okuduktan sonra senaryoyu seversem ve filme çekmek istersem benim için yeterlidir. Okuduktan sonra çekip çekmemek konusunda çok fazla tereddüt etmem. Okurken karar veririm. Bir yönetmen olarak kendinize özgü bir stiliniz var. Gençken sizi etkileyen yönetmenler kimlerdi? Tabii ki Hitchcock. Büyük bir Alfred Hitchcock hayranıydım. Ama bunun dışında etkilendiğim birçok isim var. Martin Scorsese, George Roy Hill, Alan J. Pakula gibi. Filmlerinizde, Hitchcock filmlerindeki gibi karakterleri takip eden kamera hareketleri var. Büyük ustanın filmleri üzerinde özel bir çalışma yaptınız mı? Hayır o tür birsey yapmadım. Ama örneğin Rear Window'u belki 60 kere seyretmişimdir. Vertigo'yu da aynı şekilde. Tüm filmlerinin içini dışını bilirim. Yönetmen olmayı düşündüğünüz zaman kaç yaşındaydınız? Sanırım sekiz yaşındaydım. Evet kesinlikle sekiz yaşındaydım. O yaşta bir kameranız var mıydı? Hayır, birkaç yıl sonra ailem eski bir kamera aldı. Bu kadar küçük yaşta yönetmen olmayı düşünmeniz oldukça ilginç değil mi? Hayır, benim büyüdüğüm bölgede değil. Orada herkes yönetmen olma hayaliyle büyürdü. Neden? George Lucas bir altımızdaki caddede oturuyordu ve herkes onun gibi olmanın hayallerini kuruyordu. Bir Ferrari sahibi olmak, George Lucas gibi bir yönetmen olmak, bunun gibi şeyler. Peki sekiz yaşında bir çocuk olarak Geoge Lucas'la tanışma şansınız oldu mu? Evet oldu. Aslında 10 yaşındaydım. Evinin önünden geçiyordum, o da kapısının önünden gazetesini alıyordu. "Merhaba" dedim o da bana "Merhaba" dedi. (gülerek) Anne babanız ne iş yapıyolardı? Babam Life dergisinde çalışıyordu. Annem ise uyuşturucuya karşı bir rehabilitasyon merkezinde hemşireydi. Panic Room'da kısıtlı bir mekandaki yüksek tansiyonu ve heyacanlı aksiyon sahnelerini nasıl oluşturdunuz? Dediğim gibi hepsi senaryo ile ilgili. Bunun dışında en zor olan şey sahneleri nasıl çekeceğimi düşünmekti. Belki bin defa içine girdiğimiz bir odada yeni bir kamera açısı aramak gibi. "Bu odanın içinde ne yaparsak saçmalığa kaçmadan gerçekçi olur? " diye devamlı kendimize soruyorduk. Başrol için Jodie Foster'ı nasıl ikna ettiniz? Foster'ı aslında The Game için düşünmüyor muydunuz? Neredeyse 1975'ten beri Jodie Foster'ın hayranıyım. Evet, Foster aslında The Game'de Sean Penn'in rolünü oynayacaktı. Burada anlatmamın çok uzun süreceği bazı nedenlerden dolayı bunu gerçekleştiremedik. Daha sonra Panic Room'da küçük kızı oynayan Kristen Stewart'ı seçtikten sonra, aslında onun Foster'ın küçüklüğüne ne kadar benzediğini düşündüm. Çekimlerin başlamasından kısa süre sonra Nicole Kidman'ın bacağı sakatlanıp filmden ayrılmak zorunda kalınca filmi bırakmayı düşünüyorduk. Sonra Foster'a senaryoyu gönderdik ve kabul etti. Foster, Kidman'ın yerini alınca senaryoda değişiklik yapıtınız mı? Evet. Çok ilginçti çünkü filmin büyük bölümünü bilgisayar animasyonları ile izledik. Örneğin Kidman sakatlanmadan önce pizza yediği bir sahne çekmiştik. Bilgisayarda Kidman'ın yerine Foster'ı yerleştirdik ve nedense bu sahne uygun olmadı. Sonuçta Jodie değişik bir kişilikti ve biz de bazı şeyleri ona uygun olarak değiştirdik. Orijinal karakter daha çaresiz bir yapıdaydı. Filmde iki görüntü yönetmeninin isminin geçmesinin arkasındaki hikaye nedir? (Conrad W. Hall ve Darius Khondji) Darius ile yollarımız ayırdık. Sanırım iki taraf için de en iyisi buydu. Darius pek mutlu değildi ki, bu bazen olan bir şeydir. Birçok görüntü yönetmeni, kendisine ne yapması gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmıyor ve çekimin nasıl yapılacağı konusundaki karar alma aşamasında aktif rol almak istiyor. Fakat ben filmin büyük bölümünü önceden planlamıştım. Darius çok deneyimli bir görüntü yönetmeni. Tüm çekimleri tekrar tekrar izleyip beğenmediği bölümleri değiştirmek istiyor. Fakat dediğim gibi işin büyük bölümü planlanmıştı ve bu yüzden Darius kendini soyutlanmış hissetti. Yönetmen olmanın en iyi ve en kötü yanları neler? En iyi yanı herşeye sizin karar vermek zorunda olmanız. Hangi karakter hangi kostümü giyecek, ne marka araba kullanacak, bu sahneyi hangi açıdan çekmeliyim gibi. En kötü yanı ise çekimlerin başladığı anlar. Çünkü önceden planlanmayan birçok olay gelişiyor. Hava durumunun uygun olmaması, kadroya yeni oyuncuların katılması, kameramanın sete gelmemesi veya birinin makinaların üstüne kahve dökmesi gibi. Önceden planladığınız filmi çekmenizi engeleyecek sayısız faktör ortaya çıkıyor. Bu yüzden bir filmi tam olarak planladığınız şekilde yapmanız imkansız. Eğer şanslıysanız yüzde yetmiş beş oranında bir başarı yakalayabilirsiniz. Yüzde yüz başarıya ulaşmak mümkün değil. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
ocean's gizem
Üyelik tarihi: 27-07-07
Kayıt Sırası: 17290
Mesajlar: 1.392
Nerden: sakarya
Yaş: 19 Artist : george clooney Film : gladyatör Rep Gücü: 124
Rep Puanı: 655
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() İletişim ; |
güzel olmuş exitly..
ellerine sağlık..![]() |
|
|
|
|
|
#8 |
|
The BuGsY
|
ExitLy mükemmeL ötesi bir üyemizsin !
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
(Alıntıdır)
Clive Owen'la yapılan mükemmel bir röportaj ![]() ![]() ----------------- Aksiyon sinemasının yeni yıldızı Clive Owen yeni filmi "Shoot 'Em Up / Hepsini Vur"u anlatıyor. ---- Son dönemin en çok konuşulan aktörlerinden Clive Owen yeni filmiyle yine şaşırtacak. Başrollerini Monica Bellucci ve Paul Giamatti ile paylaştığı "Shoot ‘Em Up / Hepsini Vur" baştan sona bir kedi fare kovalamacası şeklinde geçen heyecan dolu bir aksiyon filmi. İlk görüntülerinin ardından seyircide büyük bir beklenti yaratan film hakkında Clive Owen ile yapılmış keyifli bir söyleşi aşağıda. "Shoot 'Em Up" 12 Ekimde Türkiye'de de gösterime giriyor. - Bond dedikoduları bastırıldığına göre, insanların artık sizi onunla anmıyor olmalarından memnun musunuz? Owen: İnsanların artık bununla ilgili soru sormadıklarına memnunum. Bildiğiniz gibi bütün bunlar medya dedikodularıydı, şu anda bu sorulara yanıt aramak zorunda olmamak güzel. - Filmdeki karakterin fiziksel gereksinimleri için hiç özel çalışmalar yapmak zorunda kaldınız mı? Owen: Fiziksel olarak gerçekten çok çaba gerektiriyordu. Bütün film boyunca formda kalmam gerekliydi. Bir aksiyon filmi çekiyorsunuz, bu yüzden hızlı hareket etmelisiniz. Çünkü yapılması gereken çok şey, bu sahneleri çekebilmek için de harcanacak çok çaba var. Günde 30–40 çekim yapıyorsunuz ve bunların birçoğu da fazlasıyla fiziksel ağırlıklı. Ben sadece çalıştım ve fiziksel olarak iyi durumda olduğuma emin oldum. - Bu tür sahnelerde özel efektler mi kullanıldı yoksa bütün bunları gerçekten kameranın önünde mi yapmaya çalıştınız? Owen: Hayır, zaten Michael hareket tutkunu biri. Aksiyon filmlerini seviyor, bütün sahneler üzerinde çalışıyor. Onun teorisi şu; aksiyon filmlerinde hareketi adamın kendisinin yaptığını görmek daha çok işe yarar, çünkü bu size o hareketi orada yapanın siz olduğunu hissettirir. Geniş bakarsanız ve bu duygudan uzaklaşırsanız ona yakın olduğunuzu hissetmezsiniz. Bana en başta "Senden mümkün olduğu kadar insanca rol yapmanı istiyorum" dedi, işte bu yüzden bu şekilde devam etmenin bana fiziksel olarak çok sıkı geleceğini anladım. - Filmdeki hareketlere baktığınızda Michael'in bu işin altından kalkamayacağını düşündüğünüz oldu mu? Owen: Filmdeki aksiyon şaşırtıcı biçimde canlandırmaya çok yakın. Ama öyle değil tabi. Bu, canlandırmayı görmek ve bu şekilde yapabilirsek mükemmel olur diyerek devam etmekle ilgiliydi. Çünkü çok zekice ve coşku doluydu. Michael'in kullandığı aksiyonun en mükemmel yönü böyle bir devinime sahip olması. Devamlı olarak bir yere hareket ediyor. Durağan çatışmalardan ibaret değil. Sürekli bir gerçek dürtü ve devinim hissi var. - Çektiğiniz en tehlikeli ve çaba gerektiren aksiyon sahnesi hangisiydi? Owen: Uçaktan serbest atlama sahnesindeki halatlarla çekim en zorlusuydu. Bunun sebebi de halatlarla çalışmanın ne olursa olsun zor olması. Havada çok yükseğe çıkarılıyorsunuz, sonra da sizi değişik hızlarla aşağı atıyorlar, çeviriyorlar, ayarlıyorlar. Zorluğunun sebebi doğal olmaması, çünkü makineler tarafından çekilip, döndürülüp bükülüyorsunuz. Vücudunuz hiç de rahat olmayacak yerlere götürülüyor, işte bu yüzden fiziksel anlamda çok zorlu. - Michael dört hafta boyunca yeşil stüdyoda halatlarla çekim yaptığınızdan bahsetti. Bu nasıl bir duyguydu ve arkanızda sadece bir yeşil ekranla yapılanlarla ilgili aklınızda ne vardı? Owen: Yeşil stüdyoda çok çalıştım, aksiyon filmi çekiminde çok belli olan bir şey vardır o da amaçlarınızın çok açık oluşudur. Bütüne ulaşmak için kare kare gidersiniz. Ne yapacağınızdan eminsinizdir çünkü her şey resimli taslak halinde elinizdedir. Bu yüzden her kare ulaşmak istediğiniz şeydir, her küçük dönüşünüz her sürüklenişinizdir. Herkes yapacağından emindir, üzerine gidersiniz, elde edersiniz ve devam edersiniz. Bu bazı yönleriyle farklılıkların, alt metinlerin ve ince ayrıntıların bulunduğu üç sayfalık bir diyalogdan daha açıktır. Aksiyon çekmeyi oldukça memnun edici bir tecrübe olarak görürüm çünkü amacınızın ne olduğu bellidir. - Filmin ahengi yerinde, ama kötüye gidebilirdi. Bir rolü kabul ettiğinizde yönetmenin bunun farkında dolduğunu bilmek sizin için ne kadar önemli? Owen: Bence böyle bir filmde oynamayı kabul ettiğinizde, size sadece uymak düşer. Eğer böylesine tereddütleriniz olacaksa evet demeden önce olmalı, çünkü daha sonra tereddütler yaşarsanız başınız belada demektir. Bu delice bir film, çılgınca. Filmin havası çok mizahi ve vahşi, bunu düşünüp rolü kabul ediyorsunuz ve söylenenlere uyuyorsunuz, çünkü uymazsanız işin ortasında tökezleyip yerle bir olursunuz. - Çekimler sırasında Bugs Bunny’ye yapılan göndermelerle ilgili hiç tartışmalar oldu mu? Owen: Senaryoda sürekli olarak bulunuyorlardı ve o havuç konusu hep vardı. Havuçların rahat görünmesini sağlamak benim için filmin zorluklarından biriydi. - 'Children of Men' ve bu filmde çocukları korumak nasıldı? Owen: Korumayı boş verin, mesele kameranın önünde doğurtmak... Şok edici olan bu. Başarıya götüren bu oldu. Bu çok tuhaf. ---devamı aşağıda.... |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Kevin mitnick
Üyelik tarihi: 21-07-07
Kayıt Sırası: 17152
Mesajlar: 1.165
Nerden: ist
Yaş: 21 Artist : brad pitt-edward norton-mila jovovich-michelle rodriguez-brittany murphy-dakota fanning-natalie port Film : fight club-,memento,kelebek etkisi,sin city, yapy zeka,sevginin gücü(leon)-hızlı ve öfkeli-tester Rep Gücü: 128
Rep Puanı: 827
Popülerlik: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
başlangıcı yukarda....
- Filmde en beğendiğiniz sahne hangisiydi? Monica en sevdiği sahnenin sizinle olan öpüşme sahnesi olduğunu söyledi. Owen: Öpüşme sahnesi oldukça orijinal ve çok zekice. Daha önce böylesinin çekildiğini sanmıyorum. Gerçekten sevdiğim birçok sahne var. Apartmandaki sürekli ilerleyen ve hep hareket halindeki o büyük aksiyon sahnesini ve araba takibi sahnesini seviyorum. Bence araba takibi sahnesi sonunda mükemmel bir espriyle çok iyi işlenmiş bir sahne. - Monica birlikte çalışmak için ne kadar cesur? Senaryo ondan birçok enteresan şey istiyor. Owen: 'Enteresan' uygun bir kelime. Projeyi ve karakteri bütün kalbiyle benimsedi ve bana göre filmde çok iyi bir iş çıkardı. Su katılmamış bir seks bombasını canlandırıyor ve bunu daha iyi canlandıracak kimse yok. En çılgın işlerde bile, ne yapılması gerekiyorsa yapmakta çok istekliydi. Film başından itibaren çok bariz planlı ve eğer bunu benimsemeyecekseniz ve haydi çılgınlaşalım demeyecekseniz bu filmi izlemeyin. - Filmde sizin rakibiniz olarak Paul Giamatti’nin etkisi ne ölçüde? Owen: Paul büyük bir aktör ve Mr. Smith rolünü kabul ettiğinde çok korkmuştum, çünkü rolünü benimseyen ve kuvvetle hücum eden bir oyuncuya, Paul Giamatti'ye karşısınız. İkimiz için de mükemmel bir iş oldu ve bu oyuncu kadrosuyla iyi bir başlangıç yaptığımızı biliyordum. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bülent İnal [Yılmaz]'ın Hülya Dergisine Verdiği Röportaj | fiLinta | Ihlamurlar Altında | 0 | 08-30-2007 08:11 PM |
| Timuçin Esen [ Çınar - Röportaj ] | fiLinta | Hırsız Polis | 2 | 07-26-2007 05:05 PM |
| Yeni Metin Yeni Tiyatro" Projesi Kapsamında Fakiye Özsoysal ile Açık Söyleşi | dOubLe | Tiyatro | 0 | 01-24-2007 10:18 PM |
| Hülya Uçansu ile söyleşi | MyRit | Sinema Haberleri | 0 | 01-24-2007 06:25 PM |