Sinema Film Dizi Forumları  
Geri git   Sinema Film Dizi Forumları > Sinema > Sinema Genel > Yönetmenler, Senaristler, Yapımcılar vb.
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Sinemaforum.net Reklam



Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-13-2007, 03:22 PM   #1
fernerfb
Profesyonel
 
Üyelik tarihi: 13-05-07
Kayıt Sırası: 15209
Mesajlar: 102

Artist :
Film :
 
Rep Gücü: 121
Rep Puanı: 4
Popülerlik:
fernerfb is an unknown quantity at this point

İletişim ;
Standart Zülfü Livaneli ( 1946)



Ömer Zülfü Livaneli 1946 yılında Konya Ilgın’da doğdu. Sinemaya ilgisi özgün film müzikleri yapmakla başladı. Hikaye kitapları yazdı. Çeşitli ülkelerde konserler verdi. Yorumuyla uluslararası üne sahip oldu. Yer Demir Gök Bakır'la yönetmenliğe başladı (1987).

Önemli filmleri (besteci):Otobüs (Tunç Okan), Sürü (Zeki Ökten), Hazal (Ali Özgentürk), Yılanı Öldürseler (Türkan Şoray), Yol (Şerif Gören)-Yönetmen: Sis (1988).

HAKKINDA YAZILANLAR

Zülfü Livaneli:‘Hayatımı kültüre adadım
Ünal Bolat
Türkiye 2 Aralık 2000

Dünya Değişirken
Gazetedeki köşemin adı da Dünya Değişirken... Ben değişime çok açık bir insanım ve dünya değişiminin rotasını çizen insanlarla da arkadaşım. Gorbaçov’la da çok yakın arkadaşlığım var. Bunlar dünyayı değiştirmiş insanlar. Bunlarla yıllardan beri görüş alış verişi içerisindeyim. Benim söylediğim şey şu. Ben gerek gençliğimde gerek politik yaşamla ilgilendiğimden beri hiçbir zaman Sovyetler Birliği hayranı olmadım. Oradaki sistemi tasvip etmedim. Komünist partililerin dikta rejimiyle yönettiği ülkelere hiçbir yakınlık duymadım. Ben ilk başta düşündüğümü şimdi yine savunuyorum. Neydi bu: “Bu dünyada sömürü alçakça bir şeydir. İnsanların sömürülmemesi lazımdır. Çalışan insan emeğini alması lazımdır. Ülkelerin birtakım zenginler tarafından soyulmaması lazımdır. Bir de kültürün insan yaşamında çok seviyeli bir şekilde yer tutması gerekir.” Ben hayatını buna adamış bir insanım. Ben kültür adına mücadele verdim. Kültürün insanlar tarafından gündelik hayatlarında yudumlanması gerekir. Benim görüşlerim buydu yine aynı görüşleri savunuyorum.

21. yüzyılı da ıskalayacağız
1920’lerde çok umutlu başlamıştı Türkiye Cumhuriyeti. Bugün geldiğiniz noktaya bakın. Yunanistan’ın yaşam kalitesi bakımından 65 basamak altındayız. Ama bütün zihinler hâlâ devleti ele geçirip kamu kaynaklarını soymak, yandaşlarına paylaştırmakla meşgul. Bundan başka bir şey yok. İşte bunlar, bizi geleceğe umutlu bakamayacak hale getiriyor. Biz 20. yüzyılı ıskaladığımız gibi, 21. yüzyılı da daha fazla ıskalamaya aday haldeyiz. Çünkü aradaki farklar açılıyor. Bugün İngiltere önümüzdeki 20 yıl içinde Hindistan’dan 75 bin bilgisayar mühendisi alacak. Bunun anlaşmasını yapıyor. Hindistan bütün okullarında eğitimini bu bilgisayara göre yönlendirdi. Büyük bir insan gücü oluşturuyor. Bu bakımdan, Toffler benim çok yakın arkadaşımdır. Bütün dünya bu beyinden, bu fikirden yararlanır. Onu zamanın Başbakanı Demirel’le de görüştürmüştüm. On yıl önce bize çok güzel bir teklif yapmıştı. “Slikon vadisi kapsamında Türk şirketleri girişimde bulunsun. Belki şirketler belli bir para kaybedebilir ama hiç olmazsa bu teknolojiyi ülkenize transfer edebilirsiniz” demişti. Bunu o zaman Demirel’e iletmiştik. Ama ne yazık ki aile fotoğraflarından bu gibi işlere vakit yoktu. Olmadı da...

Sanatçı mı afyon mu?
Sanatçı denilen, bilmem bir gecede kırk milyar alan, toplumu eğlendiren oyalayan kimselere sanatçı deniliyorsa ben öyle sanatçı değilim. Türkiye’de son yıllarda göze çarpan bir gelişme var. Bu toplumun sorunları çok ağır, giderek de ağırlaşıyor. Devlet kaynakları soyuluyor.Yurttaşların bu devlette hiçbir söz hakkı yok. Dört yılda bir onlardan oy alıp bırakılıyor. Onların fikirlerine sözlerine hiç önem verilmiyor.Sağlık sistemimiz çöküyor, eğitim sistemimiz çöküyor. Ülkenin geleceğine ait kaygılar yoğunlaşıyor. İnsanlar yaşam güçlüğü içinde. Bu durumda bir ülkede insanların siyasete ağırlıklarını koymaları ve zengini daha zengin fakiri daha fakir yapan bu sisteme katlanamamaları gerekir. Ama bu insanlara afyon gibi bir eğlence sistemi sunuyor özel televizyonlar. Birtakım üç dört tane mankenin aşk ilişkilerine, o gece kiminle yatıp kalktığına, hangi arabayla nereye gittiğine kilitlenmiş bir eğlence şekli var. Bunu da sanat dünyası diye adlandırıyorlar.

Sanat dünyasına girenler
İşte böyle, gece aleminde barlarda dolaşan, çapraşık ilişkiler içinde olan, cinsel kimlikleri de tartışmalı tuhaf tuhaf insanlar giriyor. Ve bunların maceralarını oturup 60 milyon insana gece gündüz seyrettiriyorlar, okutuyorlar. Bundan başka insanların bir şey düşünmesini imkânsız hale getiriyorlar. Çocukları böyle yetiştiriyorlar artık. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de çok hazin bir manzara var gerçekten. İnsanlar kendi sorunlarıyla ilgilenemiyorlar. Onun bedeli olarak da o görevi üstlenenlere, işte ayda kırk milyar falan veriyorlar. Ayda kırk milyar lira kazanan, otellerin kral dairelerinde kalan, ne iş yaptığı hangi kabiliyeti olduğu, topluma ne gibi katkısı olduğu şüpheli birtakım yaratıklar; onun dışında kendi inim inim inlediği halde, kendi derdini unutup bunlara bakıp avunan bir halk; buna da sanat dünyası diyen bir medya. Bu bir tesadüf değildir. Bir model oluşturuluyor. Bu toplum modeli içinde bazıları öne çıkartılıyor ve toplum uyuşturuluyor. Bugün toplumun temelini oluşturan milyonlarca memuru işçiyi köylüyü esnafı emekliyi açlık sınırının altına iteceksin, bir avuç insanı daha zengin hale getireceksin. Bunun bir mekanizması olması lazım. Yoksa süpapları patlar bu ülkenin. Bunun patlamamasının bedelini de biz enayilik vergisi olarak o mankenlere, o tırnak içinde “sanatçı” dediğimiz kişilere ödüyoruz.

Kimseye özentim yok
Eğer Türkiye’de gerçekten sanatla uğraşıyorsanız para kazanamazsınız. Benim eğer sömürülmemiş olsaydım, altınım teriyle kazandığım çok param olması lazımdı. Türkiye’de otuz yıldır benim kasetlerimin girmediği ev yok gibidir. Ya da benim parçalarımı Zeki Müren’den İbrahim Tatlıses’e Sezen Aksu’dan Bülent Ersoy’a kadar okumayan insan kalmamıştır. En azından o bestelerimden kazanmam lazımdı. Ama hayatımız korsan kasetle uğraşmakla geçti. Korsan kasetçiler sattılar. Bir yandan telif hakları yayası çıkmadı. Bu arada benim bir tek para kazanma yolum vardı. O da neydi? Gazinolara çıkmak, içkili yerlerde şarkı söylemek. Ben de hayatım boyunca bunu reddettim. Bir tek kere bile öyle böyle yerlerde bulunmadım. Ücretsiz halk konserleri yaptım. Hiçbirinden para almadım. Sonunda işte geçinmek için çalışmak zorundayım. Ayrıca bir özentim falan da yok. Öyle insanın değerini kullandığı arabanın ya da oturduğu semtin ya da üstündeki giysinin kalitesinin oluşturmadığını düşünüyordum. Kalitesini başka değerler belirler. O bakımdan da benim bir zenginlik merakım zaten yok.

UNESCO’dan büyükelçilik
1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO yani Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu bana bir büyükelçilik verdi. Bir de Genel Direktör danışmanlığı görevi verdi. 1996’dan beri Birleşmiş Milletlerin kırmızı pasaportum var. Bu günlerde bu seyahatlerin çok
olmasının bir nedeni de bu görevim.

[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Gorebilir.. /uye.jpg]


fernerfb isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-15-2007, 10:11 PM   #2
quentin tarantino emre erdoğdu
Sinema Sever
 
Üyelik tarihi: 15-10-07
Kayıt Sırası: 19168
Mesajlar: 34

Artist :
Film :
 
Rep Gücü: 106
Rep Puanı: 0
Popülerlik:
quentin tarantino emre erdoğdu is an unknown quantity at this point

İletişim ;
Standart

yaptığı her iş mükemmel.büyük saygı duyuyorum.
quentin tarantino emre erdoğdu isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-20-2007, 11:11 PM   #3
**ask-i hayal**
Sinema Sever
 
Üyelik tarihi: 20-10-07
Kayıt Sırası: 19324
Mesajlar: 16
Nerden: hayallerde...

Artist : julia roberts,george clooney
Film : Ocean's Eleven
 
Rep Gücü: 105
Rep Puanı: 25
Popülerlik:
**ask-i hayal** is on a distinguished road

İletişim ;
Standart

sahmaran filminin yönetmenliginide yapmisti yanilmiyor isem? dogrumudur?
**ask-i hayal** isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-04-2010, 08:30 PM   #4
icarus
Sinema Sever
 
Üyelik tarihi: 04-01-10
Kayıt Sırası: 27106
Mesajlar: 6
Nerden: Çukurova Tarlalarında

Artist : YILMAZ GÜNEY
Film : Voces Inocentes
 
Rep Gücü: 25
Rep Puanı: 0
Popülerlik:
icarus is an unknown quantity at this point

İletişim ;
Standart

ask-i hayal dost...evet 1993 yapımı bir filmdi.Yönetmenliği Livaneli'ye ait.
icarus isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hakan Balamir ( 1946) fernerfb Yönetmenler, Senaristler, Yapımcılar vb. 0 05-13-2007 02:47 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:24 AM .


Hosting Hizmetleri